Engin Hukuk Bürosu

TRAFİK KAZASI & TAZMİNAT

2.693 kez görüntülendi

,trafikkazasitazminat

Sorumsuzluk, dikkatsizlik ve duyarsızlık sonucu meydana gelen kazalar, bazen öldürüyor, bazen de sakat bırakıyor. Ölümlü Veya yaralanmalı Bir trafik kazası sonrası zaten hayatı alt üst Olan magdurlar bir de hukuken Sahip oldukları hakları Yeterince bilmiyorsa ikinci kez mağduriyet yaşaması kaçınılmaz oluyor.

İşte bilmeniz gerekenler..

1- Sigorta şirketine başvurma veya dava açma süresi ne kadardır?
Gerçekleşen riziko ceza hukuku bakımından suç teşkil etmediğinde başvuru veya dava açma süresi 2 yıldır.
Ancak rizikonun gerçekleşme şekli Türk Ceza Kanunu kapsamında cezai gerektiren bir fiilden kaynaklanıyorsa, bu süre suçun nevine göre uzamaktadır.
Örneğin; ölümlü trafik kazalarında bu süre 15 yıl iken yaralamalı trafik kazalarında zamanaşımı süresi 8 yıldır.

2- Sigorta Şirketlerine verilen İbranamelerin Kapsamı ve Geçerliliği Nedir?
Uygulamada sık sık rastlanılan ve duraksamalara yol açan “sigorta ibranameleri” konusuna, Yargıtay kararlarıyla açıklık getirilmiş ve şu ilkeler ortaya konulmuştur:

Bu ilkeleri 7 madde halinde açıklayacak olursak..

1) Sigorta şirketlerinin düzenleyip imzalattıkları “geniş kapsamlı” ibranameler, yalnızca sigorta güvencesi ile sınırlı olarak geçerli olup, zarar görenin, işleten ve sürücüden zararın kalan bölümünü isteme hakkını ortadan kaldırmaz.

2) Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklaması, hem sigortacı hem de tazminat borçlusu yönünden, ancak “sigorta kapsamı ile sınırlı olmak üzere” sonuç doğurur.

3) Sigortadan para alırken ibraname veren davacının, zararın kalan bölümünü işletenden ve sürücüden isteme hakkı vardır. Tüm sorumluları ibra ettiği düşüncesi yanlıştır.

4) Sigortadan alınan paranın yetersiz olup olmadığının, maddi zararın miktarı, niteliği, kusur oranlarına göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi gerekirken, ibranameye dayanılarak reddedilmesi doğru değildir.

5) Sigorta şirketinin ödediği miktar ile ödenmesi gereken gerçek miktar arasında aşırı bir fark bulunup bulunmadığının, ödeme tarihindeki verilere göre belirlenmesi gerekir.

6) Tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz ve fâhiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilirler. Bunun için ayrıca iptal davası açılmasına gerek bulunmayıp, dava sırasında bu hususta irade açıklaması yeterlidir.

7) Sigorta şirketince ödenen miktarın yetersiz olduğu saptanmışsa, ibranamenin iptali için ayrıca dava açılmasına gerek bulunmayıp, ödenen miktar düşüldükten sonra bakiyesine hükmedilmelidir.

3- Bana çarpan aracın trafik sigortası yok ise, zararımı nereden talep edebilirim?
Taraf olduğunuz kazaya karışan diğer araç/araçların trafik sigortası (zorunlu mali sorumluluk sigortası) bulunmuyorsa ve yaralanma yahut ölüm gerçekleşmiş ise bu sebeple doğan zararlarınızı Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde kurulmuş bulunan Güvence Hesabı’ndan talep edebilirsiniz.
Ancak mala gelen zararlar anılan kurumun sorumluluğunda olmayıp, bu tür zararların karşı araç sürücüsü ve işleteninden talep edilmesi gerekmektedir.

4-Trafik kazasında eşim vefat etti, sigorta şirketinden ne kadar tazminat alabilirim?
Vefatlı veya kalıcı sakatlığa sebep olan trafik kazaları sonucunda sigorta şirketinin ödemekle yükümlü bulunduğu tazminat tutarları aktüer bilirkişiler tarafından belirli formüllerle ve her olayın özelliğine göre (kişinin yaşı, geliri, sakatlık oranı vb.) hesaplanmakta olup, ortalama bir tutar söylenmesi mümkün değildir. Size uzman hesabı yapılmaksızın söylenen tazminat tutarlarına itibar etmemeniz tavsiye olunur.

5-  Sigorta Şirketi trafik kazasında vefat eden eşimin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle tazminat talebimi reddedebilir mi?
Ölümlü trafik kazalarında destekten yoksunluk tazminatı için yargıtayın 2012 yılında son verdiği karar ile kusurlu kusursuz ayrımı kalkmış bulunmaktadır.Yani “‘8’de 1 ya da 8’de 8’ kusur olsun. Bu karara göre kusur oranı ne olursa olsun aracın sürücüsü ve işleteninin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek. Çünkü karar ‘ölen kusurlu olabilir ama geride kalanların bu olayda bir kusuru yok’ gerekçesine dayandırılmıştır..”

Dolayısıyla şu aşamada tazminat talebimizin tekrar gözden geçirilerek kabulü gerekir.

Kaldı ki;

2918 sayılı KTK’nun 92/b maddesinde, işleten ve sürücü yakınlarının (eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşlerinin) “her türlü zararları” değil, yalnızca“mallarına” gelen zararlar sigorta kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu nedenle anılan yakınların, “destekten yoksunluk” ve “bedensel zararlar” nedeniyle Trafik Sigortası’ndan tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Sürücü, yüzde yüz kusurlu olsa bile, işleten, onun kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğundan (KTK.m.85/Son) ve işletenin bu sorumluluğunu belli bir oranda sigortacı üstlenmiş bulunduğundan (KTK m.91 vd), tazminatın ödenmesi yasal bir zorunluluktur.

Yasa hükmü, tartışılamayacak kadar açık, anlaşılır ve nettir. Yasalar, öncelikle “sözüyle ve özüyle” uygulanacağından (MK.m.1), burada yoruma yer yoktur.

Anılan yakınlar, destekten yoksunluk ve bedensel zararlar söz konusu olduğunda “üçüncü kişi” konumundadırlar. Çünkü, bu tür zararlar onların “kendi zararları”dır ve tazminat isteme hakları, miras veya herhangi bir yolla başkalarından geçen bir hak değil, kişiliklerine sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Burada “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesi, sürücünün veya işletenin yakınlarına uygulanamaz..

İLGİLİ MAKALELERE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN.

(Visited 581 times, 1 visits today)